6 Mart 2017 Pazartesi

Kalanlar / Tezer Özlü



Merhaba. Sizi bir arkadaşla tanıştırmak istiyorum: “Kalanlar”

Tezer Özlü, adını sıklıkla duyduğum bir yazardı; ilk kez okudum. Hacimce ince ama nitelik olarak büyük bir kitap. Yazarın hareketli bir kalemi var; ritmini beğendim. “Kalanlar” günce ve anlatı parçalarından oluşuyor. Yapı Kredi Yayınları’ndaki beşinci baskısı itibariyle iki öykü ve başka anlatı parçaları da kitabın içine girmiş.

Kitap, Ferit Edgü’nün “Önsöz Yerine” başlıklı yazısıyla başlıyor. Sırf bu yazı bile Ferit Edgü okumak için beni heveslendiriyor. “Tezerden Kalanlar” diyor ve anlatmaya başlıyor F.E.; “I” numaralısında şunları söylüyor:
“Bu kitapta Tezer’den kalanlar var.
Ardında bıraktıkları. Yaşadığı anların notları.
Hiçbiri yayımlanmamış.
Ama yayımlanmak üzere yazılmış.
Evet, anları severdi Tezer.
Onları yazdı. Acıyla, yalnızlıkla,
ama aynı zamanda coşkuyla, aşkla dolu anlarını.
Anlarının anılarını.
Başkaldırma anlarının.”

Kitapta altını/üstünü çizebileceğim, beni etkileyen pek çok cümle var. Hangi birini buraya taşıyabilirim? En iyisi o sözleri kitabı eline alana bırakayım. Ama yine de birini aktarmadan duramayacağım:
"Ceset, kokmuş ettir. Güzel, ya peynir ne? Sütün cesedi."

Arka kapakta neler var?
"'Sözcüklerle yaşamın derinliğini vermeye hiç olanak yok. Çünkü sözcüklerde rüzgârlar ne kadar esebilir? Sözcüklerden nasıl bir güneş doğabilir? Sözcükler açık bir pencere önüne büyük yağmur taneleri olarak yağıp bir insanı derin uykusundan uyandırıp mutlu kılabilir mi? Sözcükler insanın yanında yatan diğer bir insanın yürek çarpışlarını duyurabilir mi?'

Tezer Özlü'nün bıraktığı notlar, günlükler, aforizmalar, öyküler ve anlatı parçalarından oluşan bir tereke-kitap 'Kalanlar'; sıra dışı bir yazarın 'yaşam belgeleri'... 'Yeni Buluntular'la büyük ölçüde genişledi bu baskıda."

Son söz;
Tezer Özlü okunması gereken yazarlardan. 10 üzerinden 8 puan veriyorum.

Kitabın Künyesi
Adı: Kalanlar
Yazarı: Tezer Özlü
Çevirmen: Sezer Duru
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Baskı: 5. Baskı / Mayıs 2003 (1. Baskı: 1990 - Ada Yayınları)
Sayfa Sayısı: 75
Kitap Editörü: Murat Yalçın
Kapak Tasarımı: Nahide Dikel

Kitap, bu yazının yayına girdiği tarihte Yapı Kredi Yayınları bünyesinde liste fiyatı 7 lira olarak satılmaktadır.

4 Mart 2017 Cumartesi

Şubat Ayında Okuduklarım - 2017

Merhaba.

Bu ay o kadar çok kitap okudum ki inanın bir seferde yazarsam sıkılırsınız, onun için "Şubat Ayında Okuduklarım"ı iki parçada yayımlayacağım...

Yukarıdaki cümlenin gerçek olmasını ister miydim? Evet, gerçek değildi. Çünkü neredeyse son bir aydır kitap okuyamıyorum. Okumaya odaklanamıyorum. Kitabın başına geçiyorum, çok geçmeden bırakıyorum.


Yazar: Peyami Safa
Kitap: Dokuzuncu Hariciye Koğuşu
Tür: Roman

Şubat ayında sadece bir kitap okuyabildim. O da nicelik olarak küçük, ancak nitelik olarak büyük bir kitap: "Dokuzuncu Hariciye Koğuşu"

Yazar, ana karakterine bir isim vermemiş; bu nedenle ona sadece "kahramanımız" diyebilirim. Kahramanımız kemik veremi hastası 15 yaşında bir çocuk; acaba böyle birinin hayata bakışı nasıl olabilir? Herkeste olmayan gözlem gücü harikulade bir anlatımla buluşursa ne olur? 19 yaşında genç bir kadın olan Nüzhet kimdir? Kahramanımız için Doktor Ragıp ne ifade eder? Bir bacak ne kadar ağrıyabilir? Bir insan ne kadar acı duyabilir?

Peyami Safa'nın iki kitabını okudum; akıcı ve rahat okunan bir dili var. Zaman vermeye değer.
Not: 9 / 10


Kitap hakkındaki kapsamlı yazıyı okumak için tıklayabilirsiniz.

27 Şubat 2017 Pazartesi

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu / Peyami Safa


Merhaba. Sizi bir arkadaşla tanıştırmak istiyorum: “Dokuzuncu Hariciye Koğuşu”

Şubat ayına veda ediyoruz. Nihayet bir kitabın sonuna gelebildim. Peyami Safa’nın “Dokuzuncu Hariciye Koğuşu”nu birkaç yıl aradan sonra yeniden okudum. Bir roman için belki ince olduğu düşünülebilir; ama öyle bir nitelik ki niceliğini katbekat aşıyor.

Bu kez arka kapaktan başlayacağım. Arka kapakta iki büyük yazarın kitapla ilgili görüşleri yer alıyor:
“Ben Peyami’nin bu son romanını üç defa okudum, otuz defa daha okuyabilirim ve okuyacağım. Bu kitabın karşısında ben, yıldızlı göklerin sonsuzluğuna bakan ve o layetenahi (sonsuz) âlemde yeni pırıltılar, o zamana kadar hiçbir gözün görmediği acayip, fakat hakiki âlemler keşfeden müneccimin hayranlığını duymaktayım. Eğer ıstırabı, azabı ve nefleyi coşkun bir ciddiyetle duyan öz ve halis halk kitleleri okuma yazma bilselerdi, bu romanın on bin, yüz bin hatta bir milyon satması işten bile değildir.” 
Nâzım Hikmet
“’Dokuzuncu Hariciye Koğuşu’ ile Peyami Safa, sanatın olgunluk dönemine giriyor. Bugünkü Peyami Safa’yı bize işaret eden ilk kusursuz, yetkin, bütünüyle insancıl ve her satırı göğüsten kopmuş bir damar gibi taze ve hayat fışkıran bir kitap.” 
Cahit Sıtkı Tarancı

Arka kapakta bu iki yazarımız bizi uğurlarken ilk sayfada Ahmet Hamdi Tanpınar karşılıyor: 
“Bu sayfalarda insan, hakikî acıyı, ıstırabı, bir gölge halinde bile olsa seferberliğin aç İstanbul’unu buluyor.”

Peyami Safa’nın güçlü anlatımı akıcı diliyle bütünleştiğinde ortaya gerçekten değerli bir iş çıkıyor. Kahramanımız 15 yaşında hasta bir çocuk. Olaylar onun bakış açısından aktarılıyor. Onun gördükleri, düşündükleri ve hissettikleri sinema perdesine yansıyan görüntüler gibi sözcüklerle zihnimize işliyor. Yazar, öyle cümleler kuruyor ki onlar için “saygıdeğer” demek bir abartma olmayacaktır:
“Kenar mahalleler… Birbirine cerahatli adaleler gibi geçmiş, yaslanmış tahta evler… Her yağmurda, her küçük fırtınada sancılanan ve biraz daha eğrilip büğrülen bu evlerin önünden her geçişimde, çoğunun ayrı ayrı maceralarını takip ederdim. Kiminin kaplamaları biraz daha kararmıştır, kiminin şahnişini biraz daha yamrulmuştur, kimi biraz daha öne eğilmiş, kimi biraz daha çömelmiştir; ve hepsi hastadır, onları seviyorum, çünkü onlarda kendimi buluyorum; ve hepsi iki üç yılda bir ameliyat olmadıkça yaşayamazlar, onları çok seviyorum; ve hepsi rüzgârda sancılandıkça ne kadar inilderler ve içlerinde ne aziz şeyler saklarlar, onları çok… çok seviyorum.”


Kahramanımızın uzaktan bir akrabası olan Paşa ve kızı Nüzhet… Erenköy’deki köşk… Köşkte çalışan Nurefşan ve şahit olduğu ilişki… Kahramanımız ile Nüzhet... 19 yaşındaki Nüzhet’i isteyen Doktor Ragıp… Bu evliliği destekleyen Paşa’nın eşi… Kahramanımızın dinmek bilmeyen ve gittikçe çoğalan acıları… Acılara merhem olmaya çabalayan Doktor Mithat... Ve yaşanan sadece bir bacak yarası değil, aynı zamanda bir kalp ağrısı… 


Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, 1929'da Cumhuriyet gazetesinde tefrika edilmiş ve kitap olarak ilk baskısı 1930* yılında yapılmıştır. Altı bölümden oluşan eserde tefrikalarda olup da kitapta olmayan mektuplardan bahsediliyor. Biraz araştırdım, bulamadım; ama araştırmaya devam edeceğim.

Son söz;
Kitap güzel. 10 üzerinden 9 puan veriyorum.


Kitabın Künyesi
Adı: Dokuzuncu Hariciye Koğuşu
Yazarı: Peyami Safa
Yayınevi: Alkım Yayınevi
Baskı: 40. Basım / Kasım 2011 (1. Basım: 1937 – Suhulet Yayınları)
Sayfa Sayısı: 128
Kapak ve İç Tasarım: Nilsu Çalgav
Editör: Cansu Yılmazçelik


Kitap, bu yazının yayına girdiği tarihte Alkım Yayınevi bünyesinde liste fiyatı 13 lira, Ötüken Neşriyat bünyesinde liste fiyatı 9 lira, Beta Yayınları bünyesinde liste fiyatı 7,95 lira olarak satılmaktadır.


*: Elimdeki kitapta ilk baskının 1937'de olduğu yazıyor; ama çeşitli kaynaklarda 1930'da yapıldığı belirtiliyor.

20 Şubat 2017 Pazartesi

Harry Potter ve Lanetli Çocuk / Jack Thorne


Merhaba. Sizi bir arkadaşla tanıştırmak istiyorum: "Harry Potter ve Lanetli Çocuk"

Defalarca izlememe rağmen hiç sıkılmadığım iki okul hikâyesi var: Biri Rıfat Ilgaz'ın muhteşem eseri Hababam Sınıfı, diğeri J.K. Rowling'in harikulade yapıtı Harry Potter... Benim için İnek Şaban, Damat Ferit ve Güdük Necmi ne demekse Harry Potter, Ron Weasley ve Hermione Granger da aynen öyle.

Harry Potter serisini bu zamana kadar roman olarak tanıyor ve biliyorduk. Ancak 2016'nın son aylarında  yayımlanan "Harry Potter ve Lanetli Çocuk" bir roman değil. "Sahne Metni Özel Baskısı" olarak sunulan kitap bir senaryo ve iki bölümde dört perdeden oluşuyor. J.K. Rowling, John Tiffany ve Jack Thorne'a ait özgün bir hikâyeden Jack Thorne'un kaleme aldığı oyunun çevirisini önceki kitaplarda da bu işi üstlenen Sevin Okyay ve Kutlukhan Kutlu yapıyor.

"Harry Potter ve Lanetli Çocuk" aldığım ilk Harry Potter kitabı. Bu nedenle onu serinin diğer kitaplarından ayrı bir yerde tutuyorum. Bir ay arayla iki kez okuduğum kitapta ilginç bir deneyim yaşadım. İkinci okuyuşumda da kitapla sanki ilk kez karşılaşıyormuş gibiydim. Galiba ilkinde karakterlerle tekrar buluşmanın yoğun mutluluğunu yaşamaktan hikâyeye odaklanamadım. Özgün hikâye ancak ikinci okuyuşumda aklımda kalabildi.

Arka kapağında "Sekizinci hikâye. On dokuz yıl sonra." notunun yer aldığı kitap, serinin yedi romanına göndermelerde bulunuyor; onlarda yaşanan olayları ve yaşayan karakterleri bugüne taşıyor.


Harry Potter, Sihir Bakanlığında Sihirli Yasal Yaptırım Dairesi Başkanı olmuştur. Hermione Granger da tabii ki Sihir Bakanı! Ron ise "Weasley Büyücü Şakaları" adında bir dükkân açmıştır. Herhalde Harry, Ginny ile değil de Hermione ile evlenseydi bugün Ron'u hâlâ bu kadar önde göremezdik! (Gerçi edebiyatın sonsuz evreninde her şey mümkün!)

"Harry Potter ve Lanetli Çocuk"ta ana karakterler arasında bu üçlünün yanında Ginny Potter ve Draco Malfoy ile birlikte Albus Potter ve Scorpius Malfoy'u okuyoruz. Hikâye, Albus ve Scorpius'un babaları dolayısıyla gelen "şöhret"i (iyi veya kötü!) hazmedememeleri nedeniyle zaman içinde bazı şeyleri değiştirmek istemelerini anlatıyor. Tabii bunda biraz da Cedric Diggory'nin etkisi var! Unutmamak gerekir ki zamanda bir tek şeyin bile farklılaşması pek çok şeyin değişimine neden olur; ufaklıkların (Biz Harry Potter kuşağı olarak büyüdük!) yol açtıkları değişimler nelere mâl olacak? Her şey düzelip eski haline dönebilecek mi? Harry Potter ve arkadaşları bu sürecin neresinde olacaklar?

Uyarı: Aşağıdaki video, tiyatro sahnesinden fotoğrafları içeriyor. Eğer kitabı okurken; filmleri izlediyseniz onlar üzerinden hayal kurmak, izlemediyseniz kendi hayal dünyanızdan devam etmek istiyorsanız bu videoyu seyretmemenizi öneririm.


Video şuradan.

Kapak içinde neler var?
Sekizin hikâye, on dokuz yıl sonra...
Harry ait olduğu yerde durmayı reddeden bir geçmişle boğuşurken, en küçük oğlu Albus da istemediği bir aile mirasının yükünü omuzlarında taşımakta zorlanır.
Geçmişle gelecek uğursuzca iç içe geçerken hem baba hem oğul tedirgin edici bir gerçeği, bazen karanlığın beklenmedik yerlerden geldiğini öğrenir.
(...)

Son Söz;
Harry Potter serisi alıştığım ve sevgi duyduğum bir edebiyat serüveni. Onlarla ve onların dünyasıyla tekrar buluştuğum için mutluyum. 10 üzerinden 9 puan veriyorum.


Kitabın Künyesi
Adı: Harry Potter ve Lanetli Çocuk (Harry Potter and the Cursed Child)
Yazarı: J.K. Rowling, John Tiffany, Jack Thorne
Çevirmeni: Sevin Okyay, Kutlukhan Kutlu
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Baskı: 2. Baskı / Kasım 2016 (1. Baskı: Kasım 2016)
Sayfa Sayısı: 359
Grafik Uygulama: İlknur Efe
Kitap Editörü: Betül Kadıoğlu
Düzelti: Filiz Özkan


Kitap, bu yazının yayına girdiği tarihte Yapı Kredi Yayınları bünyesinde liste fiyatı 22 lira olarak satılmaktadır.

13 Şubat 2017 Pazartesi

Kürk Mantolu Madonna / Sabahattin Ali


Merhaba. Sizi bir arkadaşla tanıştırmak istiyorum. Ama önce iki soru soracağım:

İlk baskısı 1943'te yayımlanan "Kürk Mantolu Madonna"nın genç okuyucularla "Sabahattin Ali"yi buluşturduğunu söyleyebilir miyiz? Onlarca yıl evvel yazılan bir romanın 2010'lu yıllarda yeniden "Çok Satanlar Listesi"ne girmesi önemli bir başarı değil midir?

"Kürk Mantolu Madonna" başlamadan Füsun Akatlı'nın ön sözüyle karşılaşıyoruz. Bu kısımdan bir alıntıyla hem romanın içeriği ve arka planı hem de biçimsel oluşumu hakkında bilgi edinelim:
"Roman, İkinci Dünya Savaşı'nı önceleyen yıllarda yaşanmış tutkulu ve marazi bir aşkı eksen almakta, atmosferi ve yarattığı etki ile on dokuzuncu yüzyıl Rus anlatı edebiyatının -özellikle de Dostoyevski ve Gogol'ün- çağrışımlarını taşımaktadır. Yazarın Berlin'de geçirdiği iki yıllık (1928-30) öğrencilik döneminin esinlemiş olabileceği bu uzun öykünün ilk çeyreğinde, yeni bir işe giren bir küçük memurun; kendini, memuriyet yaşamının küçük ve dar dünyasını ve karşılaştığı hiç de ilginç biri gibi görünmeyen bir başka küçük memuru -Raif Efendi'yi- tanıttığı, neredeyse bütünden bağımsız gibi görünen bölüm yer almakta. (...) Romanın esas gövdesini oluşturan ikinci bölüm ise, bir Rus öyküsünden fırlamışa benzeyen ve o öykülerdeki anlaşılmaz hummalı hastalıklardan biriyle ölüm döşeğine sürüklenen Raif Efendi'nin siyah kaplı bir deftere döktüğü tutkulu aşk hikâyesi."

"Kürk Mantolu Madonna", Sabahattin Ali'nin okuduğum ilk eseri. Bir yazarı tanımak için ilk kitap çok önemli oluyor. Okur, bu ilk kitapla iyi bir uyum yakalayabilirse yazarın diğer kitaplarıyla da zaman geçirmek isteyebiliyor. Peki, şimdi Sabahattin Ali'nin hangi kitabını okumalıyım?


Yakın geçmişte bir magazin programında, konuşmacılardan biri kitabın Amerikalı şarkıcı Madonna'yı anlattığını söyledi. 1958'de doğan Madonna'nın 1943 baskılı kitapta bir karakter olması ancak çok ileri görüşlü bir yazarın işidir! Hiç kuşkusuz Sabahattin Ali de ileri görüşlü bir yazar olabilir; ama mevcut durumun bu söylenenle bir ilgisi yok! "Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmanın hatası." sürekli tekrarlanan ve dikkat çekilen bir gerçek; buna bir de şunu eklemek lazım: "Bilgi sahibi olmadan biliyormuş gibi görünmenin hatası."

"Kürk Mantolu Madonna" için "roman içinde roman" diyebiliriz. Birbiriyle hemen hemen bağımsız sayılabilecek iki bölümden ilkinin, ikincisine göre yavaş aktığını düşünüyorum. Kitaba adını veren Kürk Mantolu Madonna, yani Maria Puder, ikinci bölümde Raif Efendi'nin notlarıyla ortaya çıkıyor ve bu kadını kitabın sonuna kadar onun kaleminden hayli akıcı bir şekilde okuyoruz. 


Arka kapakta neler var?
"Her gün, daima öğleden sonra oraya gidiyor, koridorlardaki resimlere bakıyormuş gibi ağır ağır, fakat büyük bir sabırsızlıkla asıl hedefine varmak isteyen adımlarımı zorla zapt ederek geziniyor; rastgele gözüme çarpmış gibi önünde durduğum 'Kürk Mantolu Madonna'yı seyre dalıyor, ta kapılar kapanıncaya kadar orada bekliyordum."

Kimi tutkular rehberimiz olur yaşam boyunca. Kollarıyla bizi sarar. Sorgulamadan peşlerinden gideriz ve hiç pişman olmayacağımızı biliriz.

Yapıtlarında insanların görünmeyen yüzlerini ortaya çıkaran Sabahattin Ali, bu kitabında güçlü bir tutkunun resmini çiziyor. Düzenin sildiği kişiliklere, yaşamın uçuculuğuna ve aşkın olanaksızlığına (?) dair yanıtlanması zor sorular soruyor.


Son söz;
Kitabı merak ediyordum; zaman ayırdığım için mutluyum... 10 üzerinden 8 puan veriyorum.


Kitabın Künyesi
Adı: Kürk Mantolu Madonna
Yazarı: Sabahattin Ali
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Baskı: YKY'de 77. Baskı / Ocak 2016 (1. Baskı: 1943)
Sayfa Sayısı: 160
Kapak Tasarımı: Nahide Dikel


Kitap, bu yazının yayına girdiği tarihte Yapı Kredi Yayınları bünyesinde liste fiyatı 11 lira olarak satılmaktadır.